AI çağında girişimciler için yeni oyun kuralları
Bu yazıyı konuk yazarımız, Erman Taylan kaleme aldı. Keyifli okumalar.
Konuk yazarımız Erman Taylan; teknoloji dönüşümlerini erken günlerinden başlayarak analiz edip, bunları strateji, ürün geliştirme ve yatırım fırsatlarına dönüştürmeye çalışan bir yatırımcı ve yazardır. Teknoloji ekosistemine yazıları ve topluluk çalışmalarıyla katkı sunar. 10.000’den fazla profesyonele ulaşan Soft Commitment bülteninin kurucusudur ve Yapay Zekâ kitabının eş yazarıdır.Halihazırda bir ürünü, geliri ve ekibi olan yani yola çıkmış; ve yola çıkmaya hazırlanan girişim kurucularına...
İnternetle beraber sırasıyla bilgi, medya, erişim ve finansal sistemlere katılım demokratikleşti; AI paradigmasında ise zekanın demokratikleşmesine gerçek zamanlı olarak şahitlik ediyoruz. “3 senede olur” dediklerimiz 3 ay sonra oluyor, “çok zor” olan task’lar “çok mümkün” seviyesine iniyor.
Şu an bir sihirli değnek tarafından modellerin gelişimi durdurulsa dahi, 10 yıl boyunca insanlık olarak yaşantımızın ve iş hayatlarımızın gelişime devam edecebileceği bir teknolojik potansiyelden söz ediyorum; sadece bu teknolojiyi nasıl ve nerede kullanacağımızı keşfetmemiz ve uyumlanmamız gerekiyor.
Üstelik sadece AI değil, aşağıda sıraladığım yeni oyun kuralları; içine girdiğimiz -ve uzunca bir süre kalacakmışız gibi duran- ekonomik döngünün, değişen alışkanlıklarımızın, sosyolojik kırılmaların ve insanın teknolojiyle kurduğu ilişkinin yeniden tanımlanmasının; evet bunların tamamının bir sonucu.
Başlık iddialı, farkındayım, olabildiğince kısa tutarak altını doldurmaya çalışacağım.
Peki bu yazıyı yazarken AI kullandım mı? Evet, ama sadece kendi AI’ımı :) Soft Commitment AI, 9 yılı aşkın süredir hazırladığım e-bültendeki binlerce bilgi noktasını structured hale (“knowledge graph” diyebiliriz) getirip NotebookLM’de kullanılabilir şekilde sunduğumuz bir AI aracı.
Aşağıdaki iki grup için Soft Commitment AI’dan, yani aslında kendi hafızamdan, listeler hazırlamasını istedim, sonuçların da biraz üzerinden geçtim. Peki AI kullandım mı, bence tam da sayılmaz (?)…
Başlamadan “girişimci” için bir tanım yapmam gerekiyor sanırım; startup, yani VC ilgisi çekebilir, sonsuz büyüme arzusu içinde kalacak işlerin kurucularından bahsediyorum.
Yola çıkmış olanlara…
1. AI Dönüşümü Teknoloji Değil, Kültür Meselesidir (”Everyone Means Everyone”)
Yapay zekayı sadece yazılım ekibinin kullandığı bir araç olmaktan çıkar. “AI-first“ bir şirket olmak istiyorsan, ki olmak zorundasın, bu bir teknoloji implementasyonu değil, değişim yönetimidir (change management), yani AI modelleri adeta birer commodity haline gelmişken AI-first olmak da aslında bir hayli kültürel bir mesele…
Şirketteki C-level dahil istisnasız herkesin (”Everyone means everyone“, Shopify kurucu ortak ve CEO’sundan bir alıntı) iş süreçlerine AI’ı dahil etmesi, performans KPI’larına bunun eklenmesi ve içeride bir “AIOps“ gücü kurulması gerekiyor.
2. Büyüme Zehirlenmesine Karşı “Founder Mode”da Kal
Şirket büyüdükçe, takımlar kalabalıklaştıkça kurucuların ürünün detaylarından kopup kendini “Manager Mode“a (yönetici moduna) alması en büyük handikap. Kurucu zihniyetini, o ilk günkü kavga (fight) halini ve ürünün en ince detaylarına olan hakimiyetini ne pahasına olursa olsun koruman gerekiyor. Airbnb gibi devlerde bile kurucular mikro-yönetimden çekinmiyor.
Google’ın kurucu ortağı bile şirketine geri dönüyorsa, senin de kolları sıvama vaktin çoktan geldi.
3. “AI as Feature” ile Dağıtım Gücünü Kaldıraç Olarak Kullan
Elindeki en büyük gücü yani “dağıtım kanalını ve mevcut müşterilerini” kullan. Ürününün çekirdekteki değer önerisini bozmadan yapay zekayı bir “özellik” (AI as Feature) olarak platformuna entegre et ve müşterine anında değer sun.
Diğer yandan Malleable software kavramını çok iyi özümsemen ve sonrasında implemente etmen gerekiyor.
Ayrıca AI-agent‘ların da anlayabileceği, hatta kullanabileceği bir ürün haline gelmek için, yarın çok geç olabilir.
4. Niş Çözümden Çıkıp, “Compound Product”a (Bileşik Ürün) Evrilmek
İlk aşamada tek bir problemi çok iyi çözerek pazara girmek doğruydu. Ancak müşteri tabanını oturttuktan sonra, müşterinin başka araçlara gitmesini engellemek için o dikeydeki tüm ihtiyaçları tek platformda çözen bir “Compound Product” olmaya gitmek gerekebilir. Rippling veya Deel gibi birden fazla problemi aynı arayüzde çözerek “switching cost”u (geçiş maliyetini) artırman akıllıca.
5. Yeni Bir Sıçrama İçin “İkinci İş”ini (Second Business) Bul
S&P 100 şirketlerinin toplam gelirlerinin yarısı, ana işlerinin dışında geliştirdikleri “ikinci işlerden” (AWS, Instagram vb.) geliyor. Mevcut müşteri kitleni ve verini kullanarak onların farklı bir problemini daha çözebileceğin, ancak ana işini de besleyecek o yan ürünü (“spin-off”) kurgulamaya başla.
6. Organik Büyüme Zorlaştıysa M&A (Satın Alma) Silahını Çek
Eğer nakit akışın pozitifse ve kârlıysan, bu ekonomik daralma dönemini bir fırsata çevir. Ekibi iyi ama pazar bulamamış girişimleri “acqui-hiring” (yetenek satın alma) ile bünyene katabilir veya rakip/tamamlayıcı küçük ürünleri satın alarak (M&A) pazar payını agresif şekilde büyütebilirsin. Bazen en iyi büyüme stratejisi, büyüyemeyenleri konsolide etmektir.
Son dönemde özellikle Private Equity (PE) fonları, büyümesi durmuş ama kârlı (veya kârlılığa çok yakın) B2B SaaS şirketlerini satın alıp, operasyonel verimliliği AI ile maksimize ederek “cash-cow” (nakit ineği) portföyleri oluşturmaya başladılar. Eğer şirketin “scale” edemiyorsa, bu tarz bir PE exit’i de kurucular için yeni dönemin en rasyonel çıkış yollarından biri haline geldi.
Yolun başında olanlara…
1. Dağıtım Her Şeydir (Distribution First)
Önce dağıtımı çözmek şart. Yeni nesil girişimcilikte “önce ürünü kodlayayım, sonra pazar bulurum” devri kapandı. Dağıtım kanalı hazır olduğunda, pazar zaten sana neyin geliştirilmesi ve kaça satılması gerektiğini fısıldıyor. İşi salt bir yazılım projesi olarak değil, bir “dağıtım makinesi” kurmak olarak okumak mümkün.
Hatta dağıtım kanalı bizzat sensin…
Hikaye Odaklı Büyüme (“Story-led Growth”) ve Komünite Odaklı Büyüme (“Community-led Growth”) bu noktada iki öne çıkan kavram. Artık önce kurucu ortakların, sonra ekibin göz önünde olmadığı, erişim güçlerinin olmadığı, toplulukların birer parçası hatta kurucusu olmadığı girişimciler için şartlar çok daha çetin.
2. Fikir Yeniden Kral Oldu
LLM’ler tarafından yutulmayacak bir dikey bulmak demek, aslında basit bir “AI Wrapper” (aracı) olmamak demek. Birden fazla modeli paketleyip sunan girişimlerin yaşama şansı kalmadı gibi duruyor. Asıl “moat” (savunma hendeği), müşterinin kendi kurumsal iş akışlarını ve verisini platforma bizzat girdiği, geçiş maliyetinin (switching cost) yüksek olduğu o korunaklı alanlarda yatıyor.
Bugün gerçek bir ihtiyaç noktası bulmanız, aynı zamanda bunun LLM’ler tarafından kısa ve orta vadede “kill” edil-e-memesi, söz konusu ihtiyacı çözen bir ürünü ortaya çıkarma bariyerinin ne olursa olsun biraz yüksek olması, problemi çözen ürünün bugünkü AI modelleriyle uyumlu olması, ihtiyaç noktasının AI dönüşümünde tamamen ortadan kalkmaması gibi daha da uzatabileceğim bir denklemden söz ediyorum…
3. Çekiç-Çivi Sarmalı
Sektördeki en büyük yanılgı, teknolojiden yola çıkıp problem aramaktır. Herkes elindeki bu yeni AI çekicini vuracak bir çivi arıyor. Oysa teknolojinin bir araç olduğunu hatırlayarak gerçekten kanayan bir problemi 10 kat daha iyi çözmeye odaklanmak gerekiyor.
4. Kalabalık Değil, “AI-First” Küçük Takımlar Kurmak
Artık şirketteki yazılımcı sayısıyla övünmek bir başarı metriği olmaktan çıktı. 30 milyon kullanıcısı olan Bluesky bile sadece 13 geliştiriciyle “scale” edebiliyor. Odak noktan, kalabalık ordular kurmak yerine AI araçlarıyla çalışmaya yatkın, verimli ve tek başına ürün çıkarabilen “Cornered Resource” (köşedeki yetenek) profillerini bulmak olmalı.
5. Yapay Zekayı “Kurucu Ortak” Gibi Konumlandırmak
AI araçlarını sadece metin düzelten veya basit kodlar yazan bir stajyer gibi kullanmak büyük haksızlık. Onları bir stratejist, bir analist, hatta masadaki bir “kurucu ortak” gibi konumlandırıp; süreçlerin kalbine, fikir aşamasından kod mimarisine kadar entegre etmek, sana haksız bir rekabet avantajı (unfair advantage) sağlayacaktır.
6. En İyi Strateji “Execution” ve Oyunda Kalmaktır
Replit kurucusu Amjad Masad’ın çok sevdiğim bir lafı var; başarının ilk kuralı “ölmemek” (“don’t die”). Yani ne pahasına olursa olsun nakit akışını yönetip oyunda kalmayı başarmak. “R.I.P. Good Old Times” dönemindeyiz; büyüme fetişizmini bir kenara bırakıp, kârlı bir işletmeye dönüşmek zorundayız. Günün sonunda kağıt üzerindeki stratejiler herkesin malumu, farkı yaratan o inatçı execution’dır.
Bonus: “Make something agents want” (Ajanların İsteyeceği Bir Şeyler İnşa Et)
Artık müşterin ya da son kullanıcın kanlı canlı bir “insan” olmayabilir. Web’in “Read, Write & Delegate” (Okuma, Yazma ve Delege Etme) olarak tanımladığımız bu yeni evresinde işleri bizim yerimize yapay zeka ajanları devralıyor. Hal böyle olunca, kurduğun girişimin sadece insan gözüne hitap eden pürüzsüz bir kullanıcı arayüzü (UI) sunması yetmiyor. Altyapının (“Agent-native infrastructure”) ve hatta API dokümantasyonunun ajanlar tarafından doğrudan okunabilir ve anlaşılabilir (agent-parsable) olması şart.
Mintlify’ın sadece geliştiriciler için değil, yapay zeka ajanları için de dokümantasyon standartları belirlemesi tam olarak bu vizyonun en net çıktısı. Özetle; hayatta kalmak ve o platform etkisini yaratmak istiyorsan, ürününü sadece insanların değil, senin sisteminle konuşacak ajanların da “kullanmak isteyeceği” bir dilde ve esneklikte inşa etmelisin.
Kapatırken…
Aslında temeller aynı, yine bir problem çözüyoruz, mümkünse küçük bir kitlenin ama büyük bir problemini çözüyoruz; bunu AI spektrumunun neresinde durarak yaptığımız sadece ortamlarda diğer girişimcileri ilgilendiriyor, müşterinizin pek de umrunda değil.
Ama bu temelin üzerinde duran dağıtım kanalları, dijital ürünlerin üretim ve tüketim şekilleri, fonlanma ve olası çıkış senaryoları hızla değişiyor, bu değişime ayak uydurmalı.
Umarım zihin açıcı bir yazı olmuştur.
Erman Taylan





