E-ticarette Hayaller ve Hayatlar
Lovable × Shopify işbirliği e-ticarette giriş bariyerlerine kaldırsa da asıl iş bundan sonra başlıyor.
Lovable × Shopify işbirliği, teknolojiyle pazarlamanın kesiştiği noktada bir devrim gibi sunuldu. Kod yazmadan mağaza kurmak, ürünleri otomatik eklemek, temayı kişiselleştirmek ve sayfayı optimize etmek artık birkaç dakikalık bir işlem. Evet, bu gerçekten önemli bir gelişme. Ama kimin için?
Bu yenilik, aslında sürecin zaten en basit kısmını daha da kolaylaştırıyor. E-ticaretin en pahalı kısmına ise hiç dokunmuyor: müşteri edinme maliyeti.
Yeni sistem, giriş bariyerini kaldırıyor. Fakat bu bariyer kalktıktan sonra e-ticaretin bize sunduğu acı gerçeklerle karşılaştığımızda Lovable etrafta olmayacak. Bir tıkla mağaza açmak artık herkesin yapabileceği bir iş. Ancak o mağazaya trafik çekmek, hâlâ herkesin harcı değil.
Görünmeyen Maliyet: Trafik
E-ticarette gün geçtikçe müşteri edinme maliyetleri artıyor. Lovable sayesinde mağazınızı kurdunuz. UX açısından iyi bir siteniz var. Alt yapısı da Shopify. Peki ya sonra?
E-ticarette satış, görünürlükle başlıyor. Ama bunun için de görünmeyen ama can sıkan bir maliyet var, adı da trafik. Her tıklamanın, sayfa görüntülemenin, yeni kullanıcının bir fiyatı var. Bu fiyatın adı ise “müşteri edinme maliyeti” (CAC).
Yapılan bir araştırmaya göre 2025 yılında müşteri edinme maliyeti ortalama 70 dolar seviyesinde. Sektörlere göre baktığımızda ise kişisel bakımda 61, giyimde 66, elektronikte ise 76 dolar.
Bir örnek üzerinden gidelim. 40 dolarlık bir ürün satıyorsun. Ürünün kendisi 10, kargo ve paketleme 10, reklam maliyeti ortalama 33, iade ve genel gider 4 dolar diyelim. Toplam gider 57 dolar ve bu da demek ki her satışta 17 dolar zarardasın. Lovable ile birkaç adımda kolayca açtığınız Shopify mağazasının gerçeklerine hoşgeldiniz.
Tabii ki burada bu işbirliği sonrası pazaryerlerinin bundan oldukça fazla etkileneceğini söyleyenler için de bir istatistik vereyim.
Shopify altyapısı ile yeni açılan bir mağazanın ortalama aylık trafiği 100. Amazon’un 2,5 milyar, Etsy’nin yaklaşık 400 milyon ziyaretçisine bakıldığında bu fark sayıların ötesinde ekonomik bir uçurumu da temsil ediyor.
Otomasyonun Getirdiği Konfor Gerçekten Ab-ı Hayat mı?
Yaşanan bu gelişmeler e-ticaretin teknik kısmı için oldukça yararlı. Fakat işin operasyonel, pazarlama ve stratejik yükü hâlâ mağaza sahibinde. “Site kurmak” ile “sistem kurmak” arasındaki fark da burada kendini gösteriyor.
Siteyi açtıktan sonra yapmanız gerekenler şunlar:
Trafiği sıfırdan yaratmak (Meta, TikTok, Google, Pinterest)
Reklam ve içerik stratejisi kurmak
CAC, ROAS, CTR, LTV gibi metrikleri izlemek
Güven unsurlarını (yorum, iade politikası, hız, CRO) inşa etmek
Lojistik, kargo, müşteri hizmeti, iade süreçlerini yönetmek
Pazaryerlerinde ise bu yapı hazır. Kategori sayfaları, iade politikaları, rozetler, ödeme sistemleri hepsi çalışır halde. Kendi sitende ise bu yapının hepsini sen kurmalısın. Lovable entegrasyonu bu tabloyu değiştirmiyor, sadece biraz daha erken bu tabloyu görmeni sağlıyor.
Pazaryerleri Gerçekten Değer mi Kaybediyor?
Pazaryerleri değer kaybetmiyor. Trafiği, güveni ve dönüşümü tek çatı altında sunuyor. Amazon, Etsy gibi pazaryerlerinin ziyaretçi sayıları hazır bir talep oluşturuyor.
Kendi siteni açtığında ise bu talebi baştan oluşturman gerekiyor. Bu da aslında yalnız kalman demek. Trafiği sen oluşturuyorsun, veriyi sen topluyorsun, dönüşümü sen yönetiyorsun. Pazaryerlerinde ise bunu senin yerine yapan hazır bir sistem var.
Tüm bunlar pazaryerlerini cazip kılsa da uzun vade de sınırlayıcı. Çünkü müşteri senin müşterin olmuyor. Veriye erişemezsin, sadakat oluşturamazsın, markanı anlatamazsın. Kendi sitende ise tam tersi, görünürlük pahalı ama müşteri sana ait. LTV’yi yönetebilir, kişiselleştirilmiş akışlar kurabilir, markanı bir satış noktasından çok, bir deneyim alanına dönüştürebilirsin.
Buradan hareketle pazaryerlerini e-ticarete başlamak isteyenler için başlangıç alanı olarak düşünebiliriz. Trafiği test etmek ve ürün algısını ölçmek adına bir laboratuvar gibi kullanılabilir.
Kolaylığın Yarattığı Kör Noktalar
Hız, her zaman ilerleme anlamı taşımıyor. Bugün otomasyon araçlarıyla aynı şablonlar ve sistemler kullanılıyor. Bu durum kolay erişim sağlasa da farkı ortadan kaldırıyor.
Bana göre bu kolaylık büyüme fırsatı yaratmak yerine markaları birbirine benzetmeye başladı. Fakat işin bu kısmı hiç konuşulmadı. Bunun yerine e-ticaret için bu durumun büyük bir gelişme olduğuna dair haberleri gördük. Lovable × Shopify işbirliği sonrası işin uzmanı olmayan kişilerin yaptığı yorumlar ise aklıma şu sahneyi getirdi:
Mağaza açmak artık bir hedef olmaktan çok başlangıç noktası. Bu noktadan sonra can alıcı soru geliyor: Açılan binlerce mağaza içinde sen nasıl varolacaksın? Kolaylık rekabeti başlatır ama sürdüremez. Bence yapay zekâ ile ilgili gelişmelerin tümüne böyle bakmalıyız.




Uygulama ive AI ile mağaza açma konusunda haklısın Veysel. Ancak pazar yerlerinde milyonlarca satıcı arasından görünürlük ve karşılaman gereken komisyon giderleri de cabası. Bu nedenle her ürün için aynı durum geçerli değil diye düşünüyorum. Yine de bakış açını anladım. Faydalı bir yazı olmuş.