Dünya, yapay zekâ teknolojilerinde devasa bir işlem gücü ve sermaye savaşının tam ortasında. OpenAI’ın, Google’ın, Anthropic’in ya da xAI’ın milyar dolarlık maliyetlerle eğittiği modellerin hakim olduğu bu düzende, büyük frontier modellere doğrudan rakip üretmek her geçen gün daha zorlaşıyor. Amazon’un OpenAI’a 50 milyar dolar yatırım yaptığı bir ortamda rekabet, artık salt teknolojik değil; önüne geçilmesi neredeyse imkansız bir finansal bariyer haline gelmiş durumda.
Devlerin Yarışı ve “DeepSeek” Dersi
Çin’in DeepSeek ile gösterdiği başarı, oyunun kurallarının değişebileceğine dair nadir umut kırıntılarından biri. Devasa bütçeler yerine akıllı algoritmalar ve verimli kullanımın da fark yaratabileceğini kanıtladı. Büyük dil modellerini sıfırdan eğitmek yerine mevcut modelleri damıtarak ya da açık kaynaklı altyapılar üzerine inşa ederek ilerlemek, kısıtlı kaynakları olan ekipler için çok daha akılcı bir yol. Elbette bu distilasyon meselesi etik açıdan hala tartışmalı. Ama Türkiye gibi ülkeler için asıl fırsat zaten devasa platformlar kurmakta değil; bu platformlar üzerinde çalışan dikey çözümlerde, yazılım geliştirme araçlarında ve agentic sistemlerde gizli.
Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemi: 2025 Panoraması
Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki teknolojik olgunluğu son yıllarda ivme kazandı. Ama tablonun gerçekçi, hatta acımasız okunması gerekiyor.
Türkiye İş Bankası bünyesindeki Yapay Zekâ Fabrikası, Startups.watch ve Endeavor Türkiye’nin hazırladığı “2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu”na göre Türkiye merkezli aktif yapay zekâ girişimi sayısı 1.188. Yurt dışındaki Türk kuruculu 274 girişimle birlikte toplam ekosistem 1.400’ü aşıyor. Girişimlerin %70’i 2020 sonrasında kurulmuş; bu, ekosistemin henüz çoğunlukla test aşamasında olduğu anlamına geliyor. Nitekim 1.188 girişimin yalnızca 180’i 2024-2025 döneminde erken aşamada yatırım alabildi. Büyük çoğunluk, ispatlanmış bir iş modeli olmadan ayakta durmaya çalışıyor.
Biraz acımasız bir kıyaslama yapalım. Google ve RISE Israel’in ortak raporuna göre İsrail’de 2.300’den fazla aktif yapay zekâ startup’ı var; Türkiye’nin neredeyse iki katı. Üstelik İsrail’de yalnızca üretken yapay zekâ alanındaki 342 startup toplamda 20 milyar dolar yatırım çekmiş. ABD’de ise bu rakam yaklaşık 6.956. Türkiye, 1.188 girişimle bu tabloda adetsel olarak var; ama etkisini sorarsanız yanıt oldukça sessiz.
Sayıların arkasına geçince tablo daha da sertleşiyor. Türkiye, 2021’de Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde beş yıllık bir yapay zekâ stratejisi açıkladı. Hedefler netti: 2025 sonuna kadar 50 bin kişilik istihdam, 10 bin lisansüstü mezun, yapay zekânın GSYİH’ye %5 katkısı, uluslararası endekslerde ilk 20’ye giriş. Dönem kapandı. Oxford Insights’ın 2025 Hükümet Yapay Zekâ Hazırlık Endeksi’nde Türkiye, 195 ülke arasında 48. sıraya yerleşti; ilk 20 hedefinin tam 28 sıra gerisinde. İstihdam ve lisansüstü mezun hedefleri için hükümet tarafından bugüne kadar resmi bir gerçekleşme verisi açıklanmadı. Bu sessizlik, kendi başına bir yanıt. Hedef koymak en kolayı.
Diaspora Farkı
Türkiye’nin bugün iki yapay zekâ unicorn’una sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ama ikisi de diaspora girişimi; yani ülke dışındaki Türklerin kurduğu şirketler: üretken yapay zekânın görsel üretimine odaklanan Fal.ai ve veri modelleme alanındaki Periodic Labs. Raporun en çarpıcı bulgularından biri de bu kopukluğu rakama döküyor: Türkiye merkezli girişimlerin yatırım medyanı 100 bin dolar seviyesinde kalırken diaspora girişimlerinde bu rakam 2,4 milyon dolara çıkmakta. Yerli ekosistemimizin küresel sermayeye ulaşmakta ne denli zorlandığını bu tek satır yeterince anlatıyor.
Savunma Sanayiinden Startup Çevikliğine
Türkiye’nin yapay zekâdaki en somut başarıları, şu ana kadar Baykar, Aselsan ve HAVELSAN gibi devlerin öncülüğünde savunma sanayiinde gerçekleşti. Ar-Ge bütçeleri 3,3 milyar dolara ulaşan bu şirketler, otonom hava, kara ve deniz platformlarında dünya standartlarını belirliyor. Bu gerçekten büyük bir başarı. Ancak yapay zekânın sivil alanda, özellikle B2B yazılım ve uygulama ekonomisinde yaratacağı değer, yalnızca bu dev yapıların sırtına yüklenemeyecek kadar geniş.
Kurumsal boyuttaki bu tıkanıklık şaşırtıcı değil; ama can sıkıcı. Ekosistemin önündeki en büyük engellerden biri, nitelikli insan kaynağı eksikliği (%40) ve kurumların yerli girişimlere olan mesafeli duruşu. Kurumların yarısından fazlası bir yapay zekâ stratejisine sahip olduğunu belirtse de yerli girişimlerle iş birliği yapanların oranı yalnızca %6,25’te kalıyor. Bu bariyeri aşmanın tek gerçekçi yolu, startupların “yerli” oldukları için değil, küresel standartlarda en iyi araçları sundukları için tercih edilmelerini sağlamaktır.
Yine de Geç Değil
Yapay zekânın “otonom dönem”e girişiyle birlikte yazılım sektöründe varoluşsal bir kriz kapıda. Ama bu kriz, yazılım geliştirme araçlarını üretenler için aynı zamanda büyük bir fırsat penceresi açıyor. Yazılım süreçlerini otomatize eden, kod yazımını denetleyen ya da iş süreçlerini uçtan uca yöneten agent sistemler konusunda dünya genelinde hâlâ bir standart yok. Bu boşluk, geç kalmış değil; tam zamanında girmiş biri için biçilmiş kaftan.
Türk diasporasının halihazırda agentic AI çözümlerine yoğunlaşmış olması umut verici. Yerli ekosistemin B2B ağırlıklı yapısı (%75) da bu dönüşüme olan yatkınlığı gösteriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Türkçe büyük dil modelleri için sağladığı 50 milyon TL’ye varan hibe desteklerinin frontier model geliştirmeye yetmeyeceği açık. Ama bu kaynaklar, dikey çözümlerin temelini oluşturacak yerli altyapılar için kritik bir yakıt olabilir; eğer doğru yöne akıtılırsa.
Peak Games ve Dream Games’in oyun sektöründe yarattığı etkiyi şimdi yapay zekâ startup’larının gerçekleştirmesi gerekiyor. Büyük savunma devlerinin yapamayacağı biçimde hızlı hareket eden, hata yapmaktan korkmayan, niş alanlara odaklanan startuplar küresel uygulama ekonomisinde bize gerçek bir oyun alanı açabilir.
Türkiye, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji olarak değil, ekonomik bağımsızlığın anahtarı olarak konumlandırmalı. Frontier modellerde ABD ve Çin ile bir hesaplama gücü yarışına girmek yerine, bu devlerin sunduğu altyapıları en zekice kullanan ekiplerin, o altyapıları daha verimli, daha hızlı, daha kârlı çalıştıran araçları inşa eden girişimcilerin önü açılmalıdır.
Geçmiş endüstri devrimlerini hep izleyici koltuğundan takip ettik. Bu kez sahne farklı; teknolojik eşik hiç bu kadar düşük, giriş maliyeti hiç bu kadar erişilebilir olmamıştı. Devlerin platformlarında kiracı olmak yerine, o platformların verimli çalışmasını sağlayan araçların sahibi olduğumuz gün gerçek dijital egemenliğe ulaşmış olacağız. Savunma sanayiindeki o meşhur “yapılamaz denileni yapma” ruhu, şimdi bir apartman dairesinde agentic kodlar yazan üç kişilik bir startup’ın vizyonuna taşınmayı bekliyor.
Kaynaklar
Yapay Zekâ Fabrikası, Startups.watch & Endeavor Türkiye — 2025 Türk Yapay Zekâ Ekosistemi ve Global Etki Raporu, Şubat 2026. yapayzekafabrikasi.com.tr
Oxford Insights — Government AI Readiness Index 2025, Aralık 2025. oxfordinsights.com
Google Israel & RISE Israel — AI Industry in Israel: Challenges and Opportunities, Mayıs 2024. cloud.google.com


