iPhone'un Tasarımcısı Otomobil Dünyasına Nasıl Bir Devrim Getiriyor?
Bu yazıyı konuk yazarımız, Bülent Zorlu kaleme aldı. Keyifli okumalar.
Konuk yazarımız Bülent Zorlu, tasarımın markaları yükseltebileceğine ya da zayıflatabileceğine inanan bir endüstriyel tasarımcıdır. Miro Expo çatısı altında Avrupa ve ABD’de deneyim odaklı sergileme alanları tasarlar. Teknoloji, strateji ve insan psikolojisini bir araya getirerek fiziksel mekanları marka anlatılarına dönüştürür.Ünlü tasarımcı Sir Jonathan Ive, şimdi de Ferrari’nin yeni elektrikli otomobili Luce’yi tasarlıyor. Tüm detayları 18 ayda yavaş yavaş ortaya çıkan otomobilin 6 ay önce mekanik aksamı, şimdi de Ive ve ekibinin tasarladığı kokpit tanıtıldı. Henüz dış tasarım ortada bile yok. Fakat bu yeni Ferrari belki de bir sonraki otomobilinizi etkileyecek türden bir devrimin sinyallerini veriyor.
Luce’nin tasarımında Apple’dan ayrılan ve kendi tasarım firması “Love From”u kuran Jonathan Ive’ın imzası var. Fakat onu sadece “iPhone’u tasarlayan kişi” olarak tanımlamak aslında haksızlık. Steve Jobs, onun için “Sadece Apple’da değil, tüm dünyada yaratığı etki devasa. Kendisi Apple’daki ruh eşim” diyor. Zamanında bir etkinlikte konuşması için davet ettiğimde nazik bir şekilde geri çevirilmiştim. Nadiren sahneye çıkıp konuşan, genelde tasarımın konuşsun isteyen bir yaklaşımı var. Şövalye ruhlu hatta İngiltere tarafından şövalyelik unvanıyla onurlandırılmış bir tasarımcı.
Gerçekten etkisi devasa, şu anda içinde bulunduğunuz odada bile onun doğrudan etkilediği ya da dolaylı olarak tasarım anlayışından izler taşıyan ürünler görebilirsiniz. Bu bir iPhone, iPad, MacBook, hatta işletim sistemi arayüzü olabilir. Ya da Apple’ın açtığı yoldan ilerlemek zorunda kalan rakip bir ürün.
Yuvarlak köşeli dikdörtgenler, cam paneller, alüminyum çerçeveler ve rafine malzeme detayları bugün bize doğal geliyor. Sıradan gördüğümüz bu tasarım dili elektronik sektörüne onun tarafından yerleştirildi. Steve Jobs’un tasarımı şirket çapında önem veren cesur yaklaşımı sayesinde, sadece estetik bir form değil, kutu açılışından başlayan ve kullanım boyunca devam eden bütünsel bir deneyim anlayışı geliştirdi.
Ferrari ise son beş yıldır elektrikli modeli Luce üzerinde çalışıyor. Luce, İtalyanca “Işık” anlamına geliyor. Marka, bu modeli şimdiye kadar yaptıklarından tamamen farklı olarak konumlandırıyor. Çok az kişinin sahip olabileceği 500 bin doların üzerinde bir fiyatla piyasaya çıkması bekleniyor. Öte yandan bu otomobilin yarattığı dalga tüm sektörü etkileyecek gözüküyor.
Elektrikli otomobil denince Tesla’nın yarattığı büyük değişimi görmezden gelmek mümkün değil. Tesla, geleneksel mekanik otomobili 21. yüzyıla taşıdı ve adeta bir yol bilgisayarına dönüştürdü. Öte yandan biraz fazla ileri gitti. Sevgili Mesut Çevik’in “4 Tekerlekli Tablet” dediği Model Y’de torpido gözünü mekanik bir düğme olmadan sadece ekran üzerinden açmak zorunda olmak bazılarımıza güç geliyor. Ancak Tesla tüm otomobil firmalarını elektriğe geçişe zorlayan yolu açtı. Bu geçiş sürecinde Jaguar bir pazarlama faciası yarattı. Geri kalanlar Tesla’nın rakibi olmaya çalışırken aslında onunla hizalanıp arkasından hareket ettiler.
O yüzden Ferrari’nin de elektrikli modele geçerken iPhone’un tasarımcısıyla çalıştığını duyduğunuzda, doğal olarak Apple tarzı bir otomobil hayal edebilirsiniz. Sonuçta bu adam, küçük ekranlı büyük tuşlu telefonların olduğu bir dünyada, ön yüzünde tek bir tuş bulunan dokunmatik ekranlı akıllı telefonu tasarlayan kişi. Ama Luce’nin iç tasarımında tam tersi bir yaklaşım görüyoruz.
Tamamen dokunmatik bir yapı yerine, Ferrari kullanıcısının etkileşim kurmaktan hoşlanacağı fiziksel düğmeler, çevirilebilen kontroller ve hareket eden ekran ön plana çıkıyor.
Bunun arkasında Jonathan Ive’ın ilham aldığı Alman tasarımcı Dieter Rams’ın “İyi Tasarım İlkeleri” var. Bu konuya başka bir yazıda daha detaylı bahsetmek gerek. Ancak kısaca ince ayrıntısına kadar titizlikle davranmak ve dürüst olmak gibi iki ilkeyi söylemeden geçmeyelim. Dolayısıyla Ive ve ekibi burada bir telefon değil, bir otomobil tasarladığının farkında.
Kokpite oturduğunuzda kendinizi adeta bir jet uçağında hissediyorsunuz. Anahtarı kokpitin üzerindeki özel yuvaya yerleştirdiğinizde üzerindeki ışık kayboluyor ve vites topuzunun üzerine geçiyor. Böylece klasik anahtar çevirme deneyimi elektrikli otomobile özgü yeni bir karşılama ritüeline dönüşüyor.
Konsolda devasa OLED panelin içinden çıkarılmış yuvarlak delikler var. O deliklerin içerisinde mekanik kadranlı, arkası dijital olan göstergeler bulunuyor. Tüm göstergeler için tek bir panel kullanan günümüz otomobillerine göre gereksiz gözükecek, ekran içerisine farklı uzaklıkta ikinci bir ekran yerleştirmek aşırı abartılı gelebilir. Ama unutmayalım bu bir Ferrari.
Kokpit içerisinde plastik yerine cam ve alüminyumun bütünleştiği, köşeleri yuvarlatılmış formlar, teninizin değdiği yerlerde İtalyan derisi malzemeler mevcut. Tasarım Ferrari deneyimini özüne oturtarak ilerlemiş. Mesela tork kontrolünü tamamen yazılıma bırakmak yerine, direksiyonda elinizin altındaki kollar ile yönetebiliyorsunuz.
Başınızın üstünde yer alan panelde yer alan “Launch” kolunu çektiğinizde, bir atmosfer değişimi yaşanıyor. Ekranlar ve renkler değişerek sizi farklı bir sürüş moduna geçiriyor. Sanki bir özel bir jet uçağın koltuğunda uçuşa hazırlanıyormuşsunuz gibi.
Ana ekrandaki saat bile mekanik kadranlar barındırıyor. Samsung’un ürettiği Oled panelden kesilmiş bir bölümün içine yerleştirilmiş ikincil bir ekran. Üzerindeki Ferrari ile özdeşleşen kırmızı ve sarı renklerindeki düğmelerle pusula, kronometre veya saat modları arasında geçiş yapabiliyorsunuz.
Luce çok satmasa bile ortaya koyduğu yaklaşımın sektöre cesaret vermesi mümkün. Tesla’nın yarattığı kasırga sonrası yönünü şaşıran otomotiv dünyası için bu, başka bir yolun da mümkün olduğunu gösteren bir ışık. Tesla ile onun sahasında, onun kuralları ile oynamak yerine, kendi güçlü yanlarını ortaya çıkaran bir hamle.
Şimdilik Ferrari küçük adımlar atıyor. Nostaljiye sığınmadan ama Jaguar’ın yaptığı gibi geçmişine de ihanet etmeden ilerliyor. Bakalım Luce’nin bitmiş tasarımı markayı kral mı yapacak, yoksa itibarsızlaştıracak mı?
Çoğumuz bu aracın yanından bile geçemeyeceğiz. Ama içinizden birinin satın alacağına güvenim tam. O şanslı kişi, bu farklı deneyimi bir tur paylaşmak için beni de davet ederse sevinirim.
Bülent Zorlu









