Kodun Değersizleşmesi:Yazılım geliştirme maliyetlerinin yapay zekâ ile düşmesi üzerine bir gelecek projeksiyonu.
Bu yazıyı konuk yazarımız, Furkan Kılıç kaleme aldı. Keyifli okumalar.
Konuk yazarımız Furkan Kılıç teknoloji, tasarım ve girişimciliğin kesişiminde çalışan bir ürün geliştirici ve girişimci. Mobil uygulamalar ve dijital ürünler inşa eder; fikirleri doğrular, iterasyonlarla geliştirir ve pazarda karşılık bulan çözümlere dönüştürür. Karmaşık problemleri sade ve sezgisel deneyimlere indirger. Netlik, estetik ve performans arasında dengeli bir yaklaşım benimser.Bir yıl önce bir MVP geliştirmek ekibimizle birlikte 2-3 ayımızı alıyordu. 3 kişilik bir yazılımcı ekibiyle aynı anda ancak 1-2 projeye odaklanabiliyorduk. Bugün aynı seviyedeki işleri birkaç haftada çıkartıyoruz. Üstelik ekibimize tek bir kişi daha eklemedik.
Değişen ne mi? Yapay zekâ araçları. Bir junior maaşı kadar bütçe ayırdığımız bu “4. yazılımcımız” sayesinde ekipteki herkes 3 ila 5 kat daha fazla çıktı üretiyor. Sadece hız da değil; önceden zaman baskısıyla sonraya bırakılan (ve genelde hiç yazılmayan) testler artık geliştirme sürecimizin doğal bir parçası. Bu sayede ürünleri sadece daha hızlı yazmıyoruz, aynı zamanda ürünleri yönetmek kolaylaşıyor ve bir şey bozulduğunda anında fark edebiliyoruz.
Bu yazı, bu dönüşümün tüm yazılım endüstrisi için ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyor.
Ne Oluyor?
Bir satır kodun fiyatı sıfıra yaklaşıyor.
Bu cümle abartı gibi gelebilir ama verilere bakalım. GitHub Copilot’un 15 milyondan fazla kullanıcısı var ve geliştiricilerin yazdığı kodun neredeyse yarısı artık yapay zekâ tarafından üretiliyor. Microsoft’un kendi kodunun yüzde 30’u yapay zekâ tarafından yazılıyor. Y Combinator’ın son dönem girişimlerinin dörtte birinde, kodların yüzde 95’i yapay zekâ tarafından oluşturulmuş. Stanford’un araştırmasına göre yapay zekâ destekli yazılım geliştirme maliyetleri sadece iki yılda yüzde 99,7 düştü.
Bu tablo size tanıdık gelebilir. Çünkü bunu daha önce gördük.
Excel piyasaya çıktığında muhasebecilik mesleğinin biteceği söylenmişti. Muhasebeciler yok olmadı, sayıları arttı; ama artık elle defter tutmuyorlar. Makine çevirisi yaygınlaştığında çevirmenlerin işsiz kalacağı düşünülmüştü. Tahminen 28.000 pozisyon kayboldu, ama toplam çeviri hacmi tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Canva geldiğinde “artık tasarımcıya gerek yok” denildi. Grafik tasarımcılar hâlâ var, ama artık “Canva’da da yapılabilen” işler için değil, gerçek yaratıcı yön ve marka stratejisi için para alıyorlar.
Her seferinde aynı şey oldu: Üretim becerisi ucuzlaştı, toplam üretim patladı ve değer “yapma” becerisinden “yönetme” ve “yargılama” becerilerine kaydı. Ekonomide buna Jevons Paradoksu deniyor. 1865’te İngiliz iktisatçı William Jevons, buhar makinelerinin verimliliği arttıkça kömür tüketiminin azalmak yerine patladığını gözlemledi. Bir şeyi üretmek ucuzlayınca, insanlar ondan daha az değil, çok daha fazla tüketiyor. Yazılımda da aynı şeyi görüyoruz: Kod yazmak ucuzladıkça dünyada daha az değil, katbekat daha fazla yazılım üretiliyor.
Neden Önemli?
Çünkü kod yazmak tek başına bir rekabet avantajı olmaktan çıkıyor.
MIT Sloan’ın ifadesiyle: “Herkesin aynı teknolojiye erişimi varsa, bu teknoloji kimseye özgün bir avantaj sağlamaz.” Morgan Stanley, yazılım şirketlerinin değerleme çarpanlarının yüzde 33 düştüğünü raporlayarak bir “SaaSpocalypse” uyarısı yaptı. Yatırımcılar artık “yazılımınız var” demekle ikna olmuyor.
Bunu kendi işimde bizzat yaşadım.
Birkaç yıl önce mvpstudio adında bir yazılım şirketi kurmuştum. İsmin de ele verdiği gibi yeni girişimlere MVP geliştiriyorduk. İş iyi gidiyordu; marka bilinirliği artıyor, müşteri geliyordu. Ama geçtiğimiz sene yapay zekâ dalgasının hızlanmaya başladığı noktada fark ettim ki bu model sürdürülebilir değildi.
Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte MVP geliştirmenin maliyeti ve süresi dramatik şekilde düştü. Saatler içinde üretilebilecek bir şey için kim uzun vadede bize ödeme yapmaya devam ederdi ki? Sorun bugünkü talebin düşmesi değildi, yarın kaçınılmaz olarak sıfıra yakınsayacak olmasıydı.
Bu yüzden o gün gelmeden hareket ettik. mvpstudio’yu geride bıraktık, Echo Studio’ya dönüştük ve daha tasarım odaklı, daha büyük ölçekli, enterprise seviyesinde işlere odaklandık. Önceden girişimlere hizmet verirken, şu an ikisi global biri Türkiye’den olmak üzere üç büyük enterprise müşterimiz var. Ve bu müşteri portföyüne yazılımcı ekibimize tek bir ekleme dahi yapmadan hizmet veriyoruz.
Peki ama “kod gerçekten o kadar ucuzluyor mu?” diye sorabilirsiniz. Normalde şu an geliştirdiğimiz uygulamaları geliştirmek ve bakımlarını yapmak için en az 3 yazılımcıya daha ihtiyacımız vardı. Bu şekilde bakınca daha az kaynak ayırarak daha çok çıktı elde ettiğimizi söylemek mümkün. Eskiden kodu yazmak yazılım mühendisliğinin büyük bir parçasıydı ve bu oran gittikçe azalıyor. Yerini problemi anlama, mimari tasarım ve insan yargısı gerektiren işler alıyor. Kod “değersiz” olmuyor, “ucuz” oluyor.
Ama bu fark tam da meseleyi önemli kılıyor. Rekabet avantajı artık kodda değil. Veri, domain uzmanlığı, müşteri ilişkisi ve ürüne kattığınız yaratıcı yön. Sonuçta birisi sizin ürünlerinizi “kopyalayabilir”, fakat müşteri hizmetlerinizi ve uzmanlığınızı kopyalaması çok da mümkün değil.
Ne Yapmak Lazım?
Bu tablo karşısında koltuğunuzda oturup “bizi etkilemez” demek en riskli strateji.
Eskiden ana odağımız ürünü hayata geçirebilmekti, çünkü en çok zaman ve kaynak alan şey onu geliştirmekti. Kod yazmak kolaylaştıkça fark ettik ki asıl fark yaratan şey kodun kendisi değil, alınan kararlar, tasarım, animasyonlar ve daha birçok ufak detay. Artık daha fazla araştırma yapıyoruz, problemi farklı açılardan ele alıyoruz, daha detaylı rakip analizi yapıyoruz, testleri sıklaştırıyoruz, kalite kontrolüne daha fazla kaynak ayırıyoruz.
Artık kodları biz yazmıyoruz. Bizim için en değerli çalışan, proaktif davranan, sorunlara çözüm arayan, yeni çıkan teknolojileri bu sorunları çözmek için kullanan kişi. Bu sayede süreçlerimizi otomatize ediyor, küçük problemlerle zaman kaybetmek yerine büyük resme odaklanabiliyoruz. İşe alırken artık “ne kadar iyi kod yazıyor?” değil, “problemi ne kadar iyi anlıyor, teknolojiyi ne kadar hızlı özümsüyor?” diye soruyoruz.
Eğer rekabet avantajınız hâlâ “iyi yazılım yapıyoruz” ise, bu avantaj her geçen gün eriyor. Sizi farklı kılan şey sahip olduğunuz veriler, sektör bilginiz, müşteri ilişkileriniz ve ürünlerinize kattığınız perspektif. Odaklanmanız ve geliştirmeniz gereken kısım da burası artık.
Ve bu tabloda girişimciler, ürün yöneticileri, yazılımcılar ve birçok farklı alandan dijital ürünlere dokunan herkes için aslında büyük bir fırsat var. Özgün ve kaliteli işler hayata geçirmek için artık milyon dolarlara ve büyük ekiplere ihtiyaç yok. Odağınızı kod yazmaktan problem çözmeye çevirdiğinizde, daha önce ulaşamayacağınız fırsatları görmeye başlıyorsunuz.
Ama bunun için harekete geçmek gerekiyor. mvpstudio’dan Echo Studio’ya geçiş kararını “pazar bizi zorlamadan” verdik. Geriye dönüp baktığımda, en doğru kararlarımızdan biriydi.
Soru şu: Sizin sektörünüzde kod ucuzladığında değer nereye kayacak? Ve siz o tarafa doğru hareket etmeye ne zaman başlayacaksınız?
Referanslar
Chris Messina: “Code as Commodity”
Gergely Orosz: “When AI Writes Almost All Code”
Addy Osmani: “The Next Two Years of Software Engineering”
Fayn Press: “Yazılımcılara Veda (mı?)”
Forbes Türkiye: “Yapay Zeka Endişesi Yazılım Şirketlerini Vurdu”
İleri okuma
Boston Consulting Group: “How four companies use AI for their software expenditures”



