Yıl 1848. San Francisco’da bir adam elinde küçük bir şişeyle sokaklarda koşuyor ve bağırıyor: “Altın! Altın!” Ertesi yıl dünyanın dört bir yanından on binlerce insan Kaliforniya’ya akın ediyor. Tarihin en büyük altına hücumlarından biri başlıyor.
Bugün aynı bölgede benzer bir sesi duyuyoruz. Bu kez bağırılan kelime “AGI”, yani insan seviyesinde yapay zeka. OpenAI, Anthropic, Nvida, Google, Meta, xAI ve DeepSeek bu altına doğru koşuyor. Neredeyse her hafta biri öne geçiyor, öbür hafta bir başkası. Polymarket’te favori devamlı değişiyor.
Peki sizin favoriniz kim? 1848’de bağıran o adam milyoner oldu. Bu hücumun en büyük kazananı kim olacak?
Şampiyon Belli
Teknoloji dünyasında neredeyse her on yılda bir devasa bir fırsat penceresi açılıyor. Her fırsat yeni bir altına hücum başlatıyor ve her hücumun sonunda bugün trilyon dolarlık değerlemelere ulaşan, tekel diyebileceğimiz bir şampiyon çıkıyor. Yapay zekada, ya da AGI’ye hücumda, motivasyonu bu trilyoner olmak. Ancak bence şampiyon çoktan belli
Bunu günümüze değil de yaklaşık 40 yıl önce yaşanan benzer altına hücuma bakarak anlamak mümkün.
Kişisel Bilgisayar Zamanı
Şu anda cebimize giren bilgisayarların bir zamanlar devasa oda şeklinde olduğunu duymuşsunuzdur. Öyle ki bir ara bilgisayarın eve girme ihtimali bile olmadığını düşünülüyordu.
İşte o dönemde Ev Yapımı Bilgisayar Kulübünden Homebrew Computer Club iki arkadaş bugün bile var olan bir firma kuruyorlar. O günkü ismi ile Apple Computer.
Kişisel bilgisayar sektörü önce iki Steve’in, Jobs ile Wozniak’ın kurduğu ve başta bir hobi projesi gibi görünen Apple ile ticarileşti denilebilir. Apple, meraklıların garajlarda lehimlediği devre kartlarını herkesin satın alabileceği bir
ürüne önüştürdü. Sonra Xerox’un laboratuvarında doğan mouse’u ve grafik arayüzü alıp Macintosh ile herkesin masasına koydu.
O yıllarda teknoloji dünyasının en büyük ve en çok kazanan şirketi Apple değil, herkesin “Big Blue” dediği IBM’di. Ağustos 1981’de IBM de kendi kişisel bilgisayarıyla pazara girdi.
Apple bu girişi Wall Street Journal’a verdiği tam sayfa bir ilanla karşıladı: “Welcome, IBM. Seriously.” Yani “Hoş geldin IBM. Ciddiyiz.” Kibar görünen ama tepeden bakan bir mesajdı. Jobs, hantal ve kurumsal IBM’in bu genç pazarı anlayamayacağını düşünüyordu.
Yanılıyordu. IBM’in adı şirketlerin satın alma kararlarında güven demekti. İki yıl içinde IBM pazarın lideri oldu ve Apple’ın katbekat fazlasını satmaya başladı. Ama yarışı kazanan IBM de olmadı.
Kürekleri Toplayan Adam
1848'de San Francisco sokaklarında "Altın!" diye bağıran adama dönelim. Adı Samuel Brannan'dı ve dediğim gibi Kaliforniya'nın ilk milyoneri oldu.
Ama altın bularak değil. Sokağa çıkıp bağırmadan önce bölgede bulabildiği bütün kürekleri, kazmaları ve tavaları satın almıştı. Nehre koşan herkes önce onun dükkanına uğramak zorundaydı. Altın arayanların çoğu eli boş döndü. Brannan ise onların hepsine kürek sattı.
Kişisel bilgisayar hücumunda da benzer bir durum vardı. Apple, IBM, Compaq ve Dell pazar payı için birbirini yerken, ismi bile küçücük yazılım olarak anlaşılabilecek Micro-Soft isimli küçücük bir firma herkese firmalarına ihtiyaç duydukları aynı şeyi satıyordu: İşletim sistemi
Hikayeyi bir yerlerde duymuşsunuzdur. 1980’de IBM’in yeni bilgisayarı için bir işletim sistemine ihtiyacı vardı. Bill Gates ve Paul Allen’ın elinde böyle bir sistem yoktu. Seattle’daki küçük bir firmadan yaklaşık 50 bin dolara satın aldılar ve IBM’e lisansladılar. Ama sözleşmeye kritik bir madde koydular: Aynı yazılımı başkalarına da satabileceklerdi.
IBM’in bilgisayarını kopyalayan her üretici, Micro-Soft için potansiyel müşteri oldu. Donanım üreticileri fiyat savaşında birbirini bitirirken Micro-Soft, yıllar sonra Apple dışında herkesin kullandığı işletim sisteminin tekeli oldu. Kişisel bilgisayar hücumunun kazananı Microsoft’tu ve bugün trilyon dolarlık bir şirket.
Bugünün Kürekçileri
Yapay zeka hücumunda da en çok kazananlar altını arayanlar değil, onlara malzeme satanlar. Yapay zeka modellerinin hangisi önde olursa olsun, herkesin alışveriş yaptığı dükkan: Nvidia.
Nvidia herkesin ihtiyaç duyduğu kazmayı ve küreği satıyor, yani modellerin eğitildiği çipleri. 2023’te 1 trilyon dolar değere ulaştı, 2025’te 5 trilyonu geçen ilk şirket oldu. Patronu Jensen Huang ise 2025’te sahneden müşterilerine sesleniyordu: “Ne kadar çok alırsan, o kadar çok kazanırsın.” Brannan da sokakta benzer bir şey bağırıyordu.
Üstelik günümüzde kürek sapını ve kovayı satanlar da kazanıyor. Yapay zeka çiplerinin yanında çalışan özel belleği dünyada sadece üç şirket üretebiliyor: Koreli SK Hynix ve Samsung ile Amerikalı Micron. Sadece bir yıl önce değeri 107 milyar dolar civarında iken bu yıl Micron bu yıl trilyon dolarlık oldu. SK Hynix de aynı günlerde trilyon dolar sınırını aştı. Üçü de bugün yapay zeka dalgası ile trilyon dolarlık şirketler haline geldiler.
Bütün bu küreklerin arkasında bir de demirci var: Tayvanlı TSMC. Kendi çipini tasarlamıyor; Nvidia’nın, Apple’ın, hatta Google ve OpenAI’ın kendi tasarladığı yapay zeka çiplerini üretiyor. Dünyanın en gelişmiş çiplerinin yüzde 90’ından fazlası onun fabrikalarından çıkıyor ve değeri 2,2 trilyon dolar. Madenciler kendi küreklerini yapmaya kalksa bile, o kürekleri yine TSMC dövüyor.
Altın arayanlar ise hâlâ bulamadı. Hatta deli gibi zarar ediyorlar. OpenAI kâra ancak 2030’da geçmeyi bekliyor. Anthropic 2026’nın ikinci çeyreğinde ilk kez faaliyet kârı açıkladı, Ama o bile bu kârın sonraki çeyreklerde sürmesini beklemiyor. Oysa Nvidia
Yani bahis sitelerinde hangi modelin önde olduğu değişip dursun, bu fırsat penceresinin kazananları çoktan belli.
Peki yapay zeka bir balon mu? Bu da başka bir yazının konusu.
Bülent Zorlu





