Cuma akşamı birçok insan gibi ben de SpaceX’in halka arzını takip ediyordum. Aklımdan hızlı hızlı şunlar geçti. 2008’de üç roketi peş peşe patlayan, kasasında para kalmayan, kurucusunun “ya bu ya Tesla, ikisini birden kurtaramam” dediği bir şirketi izliyordum. O şirket Cuma günü Nasdaq’ta halka açıldı ve birkaç saat içinde piyasa değeri 2 trilyon doları geçti. İtiraf edeyim, rakamlara değil o yolculuğa baktım önce.
Önce işin pozitif tarafı. SpaceX bu halka arzdan yaklaşık 75 milyar dolar topladı ve 1,77 trilyon dolar değerlemeyle listelendi. Bu, tarihin en büyük halka arzı. Saudi Aramco’yu bile geçti. İlk gün getirisi yüzde 19’un üzerinde. Böylece Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu ve SpaceX de ABD’nin altıncı en büyük halka açık şirketi unvanını almış oldu.
Ama bardağın boş tarafına da bakmak lazım. Bu paraları nasıl topladı? Çünkü ne gelir ne de kar bunu açıklıyor. Şirketin 2025 geliri 20 milyar doların altında, xAI tarafı geçen yıl 5 milyar dolar net zarar yazdı. Peki bu fiyatı kabul edenler tam olarak neyin bahsini oynuyor? Bana sorarsan iki şeyin bahsini oynuyorlar, yörüngedeki işlem gücü ve uzaydaki kaynaklar.
Dördüncü Deneme ile Alınan Nefes
2008’de SpaceX’in kasası boşalmıştı. Üç Falcon 1 denemesi başarısız olmuş, Musk’ın PayPal’dan kalan son 100 milyon doları da şirketi rahatlatmaya yetmemişti. 28 Eylül 2008’de dördüncü deneme tuttu ve Falcon 1 yörüngeye ulaşan ilk özel sıvı yakıtlı roket oldu. Bu başarının ardından gelen 1,6 milyar dolarlık NASA sözleşmesi de imdada yetişti. Sonrasını biliyoruz, ama şunu da eklemem lazım. SpaceX 2021’de Raptor kriziyle, 2025’te de xAI entegrasyonuyla iki kez daha ölümü teğet geçti. Yani bu şirketin hikayesi tek bir anın değil, sürekli son anda nefes alan birinin hikayesi.
Kimse Yanına Yaklaşamıyor
Rakamları görünce neden rakipsiz olduğunu anlayabiliyoruz. BryceTech’e göre SpaceX, 2025’te dünyada fırlatılan tüm uyduların yüzde 85’ini tek başına fırlattı ve yörüngeye çıkan faydalı yüklerin yüzde 80’inden fazlasını taşıdı. Şu an yörüngede 10.400’den fazla aktif Starlink uydusu dönüyor; gezegenin etrafındaki tüm aktif uyduların neredeyse üçte ikisi. 100’den fazla ülkede 10 milyonu aşkın insan geniş bant internete bu sayede ulaşıyor.
Bütün bunun altında yatan tek bir kelime var, maliyet. NASA, kendi verileriyle uzaya kilogram başına 54.500 dolara yük taşıyordu. Falcon 9 bunu 2.720 dolara indirdi, yani yirmide bire. Falcon Heavy 1.500 dolar civarı. Yapılmakta olan Starship’in hedefiyse kilogram başına 100 doların altı. Çılgın gelebilir ama Musk’ın hayali 10 dolar. Uzaya çıkmak ucuzladıkça yörünge de bir tür “ucuz arsa” haline geliyor. İşte asıl hikaye tam da burada başlıyor.
Asıl Bahis
xAI, Şubat 2026’da SpaceX’e katıldı ve şirket yavaş yavaş yönünü değiştirmeye başladı. Kendi yapay zekâ modelini, yani Grok’u öne sürmek yerine, altyapı şirketi olmayı seçtiği anlaşılıyor. Rakamlar bunu doğruluyor. Anthropic, Memphis’teki Colossus 1’i ayda 1,25 milyar dolara kiraladı. Google ise 110.000 Nvidia GPU için ayda 920 milyon dolar ödeyecek. İkisi birlikte yılda yaklaşık 26 milyar dolar; tek başına SpaceX’in 2025 cirosunu geçen bir gelir akışı.
Bir sonraki adım daha da çılgın olacak. Yani işlem gücünü uzaya çıkarmak. AI1 uyduları, her biri ortalama 120 kilovat işlem gücü taşıyan birer yörünge veri merkezi olacak. Çok uzun bir süre beklemeyeceğiz. FCC’ye bir milyon adet için başvuruldu bile. Mantığı da basit. Güneşle eşzamanlı yörüngede ışık neredeyse hiç kesilmiyor, yani enerji bedavaya yakın. Ayrıca ne su soğutması ne de imar izni derdi var. Dünyadaki veri merkezleri tüm bu dertlerle boğuşurken uzay tertemiz bir sayfa sunuyor.
Ümit Burnu Hikayesi
1497’de Vasco da Gama Ümit Burnu’nu dolaşıp Hindistan deniz yolunu açtığında, baharat ticaretindeki Arap ve Ceneviz tekelini bir çırpıda çökertmişti. Dolayısıyla ticaretin ve paranın aktığı boğazın değişmesi, tarihin akışını da değiştirdi. SpaceX de bugün ucuz fırlatma ve yörünge altyapısıyla yeni bir ticaret yolu oluşturmaya aday. Ve o yolu kontrol eden, sadece bir pazarı değil, oyunun kurallarını da ele geçirir.
Bu halka arz tek bir şirketin hikayesi değil, yapay zekâ altyapısının yeni bir evreye geçtiğinin işareti. Kapı aralandı; Anthropic ve OpenAI da halka arz sırasına girdi. Görmemiz gereken şey de bu. Yapay zekâda artık konuştuğumuz konular model katmanından fiziksel altyapı katmanına, yani enerjiye, soğutmaya, yörüngeye, GPU kirasına kayıyor.
Biz ne mi yapacağız? Modellerin işletilebilmesi, en az modelin kendisi kadar önemli. Kesinlikle bu konuda ülkece yatırım yapmalıyız. Ama altyapı konusunda oldukça gerideyiz. Şunu da unutmayalım, değer ürettiğin yerde değil, akışın geçtiği boğazda birikir.
Asıl mesele SpaceX’in kaç para ettiği değil. Yapay zekânın yeni Ümit Burnu’nu kimin tutacağı.


