Her yer AI’la doldu, göremedim yar seni
Bu günler belki de organik içerikleri gördüğümüz son günler. Her yer yapay içeriklerle dolunca ne yapacağız?
Nereden dilime dolandı bilmiyorum ama Çarşamba sabahını “Hacel Obası” türküsünü mırıldanarak geçirdim. Bilgisayar başına geçince dedim ki açayım bir dinleyeyim doya doya.
Google’a yazdım şarkı adını, videolar sekmesini tıkladım ve aşağıdaki manzara ile karşılaştım
.
Son bir ayda yüklenmiş onlarca içerik. Hepsi yapay zekâ ile üretilmiş. Organik içerik arama sonuçlarında sadece 2 tane geliyor. İlk organik kaydı tıkladım dinlemeye başladım:
“Hacel obasını engin mi sandın Ayağında potini zengin mi sandın”
Bir yandan da Youtube’da türküyü albümüne koyan, bu türküyle isim yapmış sanatçıyı arıyorum ki onun yorumu ile dinleyeyim. Youtube arama sonuçları tam bir felaket. Karşıma çıkan tüm sonuçlar yapay zekâ ile üretilmiş cover’lar. Bir değil, beş değil, on değil. Sayfayı kaydır, kaydır, kaydır…
“Herhalde yüzlerce var” diye içimden geçirdim. Youtube aramasını filtreleyerek son 1 ayda yüklenen videoları seçtim. Aşağıda paylaştığım 1 dakika 9 saniyelik video kaydında Hacel obasının enginliğine yakışan bir “infinite scroll” örneği bulacaksınız. Video yapay zekalı içerikler bittiği için değil, ben yorulduğum için bitiyor.
Herkes Youtube’a yüklüyor, müzik platformlarında durum böyle değildir diye mi düşünüyorsunuz? Sizi yormadan Spotify arama sonuçlarını paylaşayım. Ne diyordu türkümüz:
“Ayağında potini zengin mi sandın.”
Apple Music’de de durum farklı değil. “AI Cover” olarak nitelenen içerikler platformları işgal etmiş durumda. “Hacel Obası” gibi Türkçe ve yerel bir içeriğin hali bu ise daha popüler şarkıların ve globale de hitap edecek İngilizce içeriklerin kaç bin kopyasının yüklendiğini ve yükleneceğini bir düşünmenizi istiyorum.
Bu içerikleri üretmenin neredeyse hiç maliyetinin olmaması, platformlarda yayınlamanın kolaylığı ve bedelsiz olması, özellikle telif konusundaki platform politikalarındaki esneklik ya da boşluklardan dolayı izleme/dinleme satılarına bağlı ticari gelir elde edilmesine imkan tanıması yapay zekâ ile üretilen müzik içeriklerinin sayısının artmasının sebepleri.
İçerik enflasyonu uzun zamandır beklediğimiz bir şeydi. Her konuda herkesin kolayca içerik üretebilmesinin sonuçlarını son bir yıldır daha fazla hissediyoruz. İçerik bolluğu lineer değil logaritmik olarak artacak.
Bugün internette içeriğe ulaşmak için kullandığımız arama motorları ya da sitelerdeki arama kutucuklarının şimdiden işlevsiz kaldığı ortada. Eskiden tek bir arama sonucunda ulaştığınız orijinal ya da organik içeriğe bugün ulaşmak için ek çaba göstermeniz gerekiyor. Hem de sadece bir iki tıktan bahsetmiyoruz. Gelen içeriklere bakıp, tıklayıp, biraz dinleyip/izleyip karar vermeniz gerekli. Bir şarkı dinlemek için bu efor çok fazla.
Dinleyicilerin bu eforu göstereceğini düşünüyorsanız Spotify’da, Youtube Music’te ve Apple Music’te kullanıcıların en çok hazır playlistleri ya da sanatçı radyolarını dinlediğini hatırlatmak isterim. Kimsenin teker teker dinleyeceği şarkıları seçmeye zamanı, enerjisi ve isteği yok gibi.
Günlük hayatın içerisinde bir sürü karar vermemiz gereken konu varken her dinlediğimiz müziği seçmeye, her okuyacağımız içeriği ayıklamaya, orjinalliğini kontrol etmeye kaynak ayıramayacağımızı düşünüyorum.
İçeriklerin orjinalliğinden emin olduğumuz bir platform Netflix. Cuma akşamı Netflix’i açıp bir film izleyelim dedikten kaç dakika sonra bir filme karar verebiliyorsunuz? Kaç kez izlemekten vazgeçtiniz? Bu kadar çok orjinal içerik ile bile baş edemezken milyonlarca yapay zekâ kopyası ile nasıl baş edeceğiz?
Türkümüz, “Ay da doldu, göremedim yar seni” derken, geçen bir ayın ardından sevdiğine kavuşamamanın acısını bize aktarıyor… Her yer yapay zekâ ile dolunca biz de sevdiğimiz eserlere ulaşamaz olacağız. “AI ile doldu, göremedim yar seni” başlığı bu yüzden. Ama konu sadece bir türkü ile ilgili değil.
Büyük bir paradigma değişiminin ortasındayız. Orjinallik ile kopya, organiklik ile yapaylık arasındaki fark ne olursa olsun önemli idi. Önümüzdeki dönemde bence kitleler için orjinalliğin, organik üretimin ya da gerçeğin hiçbir önemi kalmayacak. Sadece sınırlı sayıda bu konuda hassas insan için bu fark anlam ifade edecek.
İçeriğin bir türkü değil de bir haber olduğunu düşünün. Ya da tarihi bir anlatı olduğunu. Bugün bile eldeki medya ve içerik üretim araçları ile iktidarlar geçmişi, tarihi bugünün ihtiyaçları doğrultusunda eğip büküyorlar. Yapay zekâ ile neler yapılabileceğini bir düşünün.
Milyonlarca evrim karşıtı içerik ile evrimi hiç duymayan, evrim ile ilgili içeriklere erişemeyen bir nesil yetişebilir mi?
1.Dünya Savaşı hiç yaşanmamış olabilir mi? Olmayan bu savaşı Türkçe kaynaklarda Osmanlı, Almanca kaynaklarda Almanlar, İngilizce kaynaklarda İngilizler kazanabilir mi?
Yolsuzluk ve rüşvet haberleri milyonlarca başka haber arkasına saklanabilir mi? Seçimlerde hile yapıp milyonlarca içeriğin arkasına gizlenebilir mi? Gerçekleri söyleyen sınırlı sayıdaki insanın organik içerikleri milyonlarca başka içerik altına gömülebilir mi?
Güvenin ortadan kalktığı, her şeyden şüphe duyduğumuz bir geleceğe hazır mıyız?
Bu yazıyı benim yazdığımı nereden bileceksiniz? Ya yapay zekâ ile hazırlanmışsa?
Ne diyor türkümüz:
“Her olur olmazı dengin mi sandın?”
AI obasında denklik yok ama The Executives’de sizler için organik içerikler üretmeye devam edeceğiz. Bir sonraki organik içeriğimiz fırında pişiyor. Şimdiden afiyet olsun.





Modern kölelerin önemli kısmı gibi ben de lofi dinlerim. Türkü de dinlerim de şimdi konu başka, o yüzden lofi üstünden gitmem lazım.
Birkaç sene evvel mantar gibi hesaplar açıldı. Jazz, blues, pop sound’lu lofi yapıyorlardı. Hem de çok hızlı. Elbette ortadaki emeğin önemli kısmı AI’a aitti.
Neyse, etki tepkiyi de doğurdu, No AI Lofi hesapları çıktı: https://youtu.be/biyCJLOBGDA?si=olX_yj4ZrxFp0fWQ
Ne bileyim belki saflıktan ama, biraz umut var sanki ya?
Çok kıymetli bir yazı, teşekkürler. Eline, gözüne, zihnine, neren dahil olduysa serüvene hepsine bereket 😉
Bu yazdıkların sonuçlar ve o sonuçlara götüren araçları gösteriyor bize.
Bunların sebeplerine doğru da götür bizi lütfen.
Neden bu kadar benzeri varken yine de birisi çıkıp aynı (?) eser coverını AI ile yapıp bu platformlara yüklüyor.
Para mı, şöhret mi? Adını sen koy :)
Yoksa imkansızlıklar dünyasında ilk kez yaratmak istediği şeyi yaratabilme gücünü bulan insanın kreatif çırpınışları mı?
Suno'ya girince cenneti dünyaya indirdim, saatlerce üretiyorum, diyen arkadaşımı düşünüyorum mesela. "Benim aradığım şarkının tam aradığım halini bir seferde bulabilme cennetim" ile kesiştikleri yerde kimi tercih edeceğim, tam orada sıkıntı patlak veriyor.
Sonra aklıma özgürlüğün sınırına dair meşhur tanımlardan biri geliyor, cennetimiz de bir başkasının cennetinin başladığı yerde mi bitiyor? Tam istediğim halini üretebildiğim/ürettirebildiğim zaman hala arayacak mıyım orijinalini, arkadaşımı, yoksa o gün ben de kendi cennetimi inşa etmiş mi olacağım?
Peki, dilediğimiz her şeyi, dilediğimiz her kişiyi, dilediğimiz form ve fonksiyonda içine sokabileceğimiz ve dilediğimiz kadar orada tutabileceğimiz o "kimsesiz" cenneti ne kadar istiyorum... Valla bilemiyorum Altan, bilemiyorum :)