Modern kölelerin önemli kısmı gibi ben de lofi dinlerim. Türkü de dinlerim de şimdi konu başka, o yüzden lofi üstünden gitmem lazım.
Birkaç sene evvel mantar gibi hesaplar açıldı. Jazz, blues, pop sound’lu lofi yapıyorlardı. Hem de çok hızlı. Elbette ortadaki emeğin önemli kısmı AI’a aitti.
Neden lofi? yazsana bunu ayrıca. Kölelerin müzikleri değil devrim marşları olmalı! (gaza gelmişçesine ama klavye başında şakasına sırıtarak). Örgünün hiç ilerlememesine takıldım videoda. :)
Çok kıymetli bir yazı, teşekkürler. Eline, gözüne, zihnine, neren dahil olduysa serüvene hepsine bereket 😉
Bu yazdıkların sonuçlar ve o sonuçlara götüren araçları gösteriyor bize.
Bunların sebeplerine doğru da götür bizi lütfen.
Neden bu kadar benzeri varken yine de birisi çıkıp aynı (?) eser coverını AI ile yapıp bu platformlara yüklüyor.
Para mı, şöhret mi? Adını sen koy :)
Yoksa imkansızlıklar dünyasında ilk kez yaratmak istediği şeyi yaratabilme gücünü bulan insanın kreatif çırpınışları mı?
Suno'ya girince cenneti dünyaya indirdim, saatlerce üretiyorum, diyen arkadaşımı düşünüyorum mesela. "Benim aradığım şarkının tam aradığım halini bir seferde bulabilme cennetim" ile kesiştikleri yerde kimi tercih edeceğim, tam orada sıkıntı patlak veriyor.
Sonra aklıma özgürlüğün sınırına dair meşhur tanımlardan biri geliyor, cennetimiz de bir başkasının cennetinin başladığı yerde mi bitiyor? Tam istediğim halini üretebildiğim/ürettirebildiğim zaman hala arayacak mıyım orijinalini, arkadaşımı, yoksa o gün ben de kendi cennetimi inşa etmiş mi olacağım?
Peki, dilediğimiz her şeyi, dilediğimiz her kişiyi, dilediğimiz form ve fonksiyonda içine sokabileceğimiz ve dilediğimiz kadar orada tutabileceğimiz o "kimsesiz" cenneti ne kadar istiyorum... Valla bilemiyorum Altan, bilemiyorum :)
"Neden bu kadar benzeri varken yine de birisi çıkıp aynı (?) eser coverını AI ile yapıp bu platformlara yüklüyor.
Yoksa imkansızlıklar dünyasında ilk kez yaratmak istediği şeyi yaratabilme gücünü bulan insanın kreatif çırpınışları mı?"
- Herkesin hikayesi farklı. Büyük kısmı hesapların izleme/dinleme almak ve pasif gelir yaratmak üzerine. Kanala yüklenen işler, kapak görselleri, metinler hep aynı prompt'tan. "Youtube AI Cover Agent" üretmiş gibi. Büyük kısmını bence bu oluşturuyor.
- Kreatif çırpınış? "Bilemiyorum Altan"ı çalayım burada kullanayım. Müzik dahil olmak üzere "yaratıcı" ürünler her yerde. Afiş tasarımından, uyarı levhalarına, masa örtüsü deseninden , çatala, kepçeye, bulaşık makinesine her yerde ararsan kreatif bir şey var. Yaratıcılığın kendisinin de bir metaya düşmesinin sonuçları. :)
Sanat ise toplumsal algıdaki yerini korumayı başararak hala kıymet biçilen bir yerde kalmayı bir şekilde başarıyor. Modern sanat örneğin, pazarlama araçları ile çeri çöpü bize eser gibi satmayı beceriyor. Ne sanat, ne değil kısmı ve değer kısmı giderek bulanıklaşıyor. İnsan zihninden çıkan her şeyin "yaratıcı" olabileceği, her şeyin bir anlatıya dönüştürüldüğü, anlamın eserde değil de eserin dışında oluşturulduğu ve hatta performansla birlikte sergilendiği/oluşturulduğu durumlar tartışmalı.
Ben ticarileşmiş her şeyde gördüğümü görüyorum bu noktada. Ortada bir eser yok. Alınıp satılan bir "ürün" var. Müzik için de farklı bir durum yok. Profesyonel dediğimiz insanların ne kadarı kendini ifade etmek için üretim yapıyorlar? Kaçı pazardaki talebe ürün yetiştirmek için?
"Hacel Obası" ilk söylenmeye başladığında ve kamuya yayıldığında bence eser idi. Sonra tüm tekrar kayıtları ile ve günümüzde AI coverları ile bir içeriğe dönüştü. Tüketilmesi gereken anlamı, özü kalmamış bir yankı...
Sadece bazı versiyonlarının sanatçının farklı bir bakış açısı ile yorumlayarak yeni bir ifade etme hali yarattığını düşünüyorum. Onun dışında kalan hemen hemen her şeyi de tekrara, kopyaya mahkum kılıyorum zihnimde.
"Kreatif Çırpınış" kendi istediği şekilde tüketmek için AI kullanmaksa karşımızda bir eser değil, bir içerik var. Tüketmelik. Bu kadar çırpınmaya gerek yok. Ortaya çıkan şey alt tarafı bir kopya. Ajanstan çıkan bir afişten, sosyal medya postundan ya da müşteri için yazılan bir bülten yazısından farklı değil.
Halbuki senin yorumların, benim şu an yazdıklarım birer içerik değil. Daha fazlası. Değeri tartışılabilir ama bir "eser" olmaya daha yakın. Diyaloglar desek kitaba koysak olur. :)
"Benim aradığım şarkının tam aradığım halini bir seferde bulabilme cennetim" cümlesi biraz korkutucu. Yıllardır bir gün gelecek dediğimiz "kişiselleştirme" deneyimini hatırlatıyor bana. Metallica'nın yeni rock/metal albümünü 125 farklı sound/genre olarak satın alabileceğiz muhtemelen. O aldığımız şey Metallica'nın albümü olacak mı? Yıllarca kendisi için özgün bir tarz oluşturmuş sanatçıların eserlerinin bağlama cover'ları sanatçının cehennemi olabilir.
Konu yine kendini ifade etmek ile müşteriyi mutlu etmek arasında kalıyor sanırım. Müşteri önemli, işimiz bu. :)
Kendi cennetini inşa etme konusu bana eski şirketimde şöför olarak çalışan bir arkadaşımızla sohbetimizi aklıma getirdi. Bir gün elimde yine kitap görünce "çok kitap okuyorsunuz Burak Bey" demişti bana. Ben de " arabada sürekli bekliyorsun toplantılar falan. Sen de okuyabilirsin. İstersen sana bir kitap getireyim" dedim. "Çok teşekkürler, benim kendi fikirlerim var, başka fikirlere ihtiyaç duymuyorum" cevabını aldım. :)
Kendi cennetimiz kendimiz hapsettiğimiz bir yer olabilir. İster miyiz? Bilmiyorum.
Sonra aklıma özgürlüğün sınırına dair meşhur tanımlardan biri geliyor, cennetimiz de bir başkasının cennetinin başladığı yerde mi bitiyor? Tam istediğim halini üretebildiğim/ürettirebildiğim zaman hala arayacak mıyım orijinalini, arkadaşımı, yoksa o gün ben de kendi cennetimi inşa etmiş mi olacağım?
Peki, dilediğimiz her şeyi, dilediğimiz her kişiyi, dilediğimiz form ve fonksiyonda içine sokabileceğimiz ve dilediğimiz kadar orada tutabileceğimiz o "kimsesiz" cenneti ne kadar istiyorum... Valla bilemiyorum Altan, bilemiyorum :)
Dumanla haberleşseydik cevabı daha hızlı ulaşırdı sana, ama bugüne kısmetmiş :)
Sanırım ilhan berk’e ait, notlarım arasında buldum geçenlerde ve tekrar kaybettim, kendisine ilk şiir kitabıyla gelen bir şair adayına “türk şiirinde ne tür bir eksiklik gördün de şiir yazmaya karar verdin?” diye sormuş.
Birisi ortaya bir şey koydu mu, ilk sorum bu oluyor benim de. Bunun üretilmesindeki saik nedir? Load çıktığında Metallica hayranlarının yaşadıklarını hatırla, sonraki albümlerde - hatta belki de her albümde, birileri için eziyet oluyor yaratım süreci.
Bizler Hâlık’a bile yaratım süreci ve yarattıkları yüzünden isyan eden mahluklarız :)
AI tam da Allah’ın cezası gibi, alın yaratın da görün yaratmak nasıl bir şeymiş dedi bize ve o oyun hamurlarıyla hem üstümüzü başımızı hem de etrafımızı b.k ettik, en azından şimdilik :)
Lakin köşede, güruhdan ötede birkaç garip çıkacak, o hamurdan öyle bir eser çıkaracak ki, onca slop’a değecek diye bir ümidim var. Tıpkı insan denen melanetin içinden eşsiz örneklerin çıkıp hayatımızı katlanılır kılması gibi, orada da gelecek eşsiz güzellikleri bekliyorum- çöp yığınlarının/gürültünün arasında kaybolmamalarını umarak.
O zamana kadar, reklam görsellerinin sağ alt köşesindeki ai logolarını shoplamaya devam :)
Modern kölelerin önemli kısmı gibi ben de lofi dinlerim. Türkü de dinlerim de şimdi konu başka, o yüzden lofi üstünden gitmem lazım.
Birkaç sene evvel mantar gibi hesaplar açıldı. Jazz, blues, pop sound’lu lofi yapıyorlardı. Hem de çok hızlı. Elbette ortadaki emeğin önemli kısmı AI’a aitti.
Neyse, etki tepkiyi de doğurdu, No AI Lofi hesapları çıktı: https://youtu.be/biyCJLOBGDA?si=olX_yj4ZrxFp0fWQ
Ne bileyim belki saflıktan ama, biraz umut var sanki ya?
Neden lofi? yazsana bunu ayrıca. Kölelerin müzikleri değil devrim marşları olmalı! (gaza gelmişçesine ama klavye başında şakasına sırıtarak). Örgünün hiç ilerlememesine takıldım videoda. :)
Çok kıymetli bir yazı, teşekkürler. Eline, gözüne, zihnine, neren dahil olduysa serüvene hepsine bereket 😉
Bu yazdıkların sonuçlar ve o sonuçlara götüren araçları gösteriyor bize.
Bunların sebeplerine doğru da götür bizi lütfen.
Neden bu kadar benzeri varken yine de birisi çıkıp aynı (?) eser coverını AI ile yapıp bu platformlara yüklüyor.
Para mı, şöhret mi? Adını sen koy :)
Yoksa imkansızlıklar dünyasında ilk kez yaratmak istediği şeyi yaratabilme gücünü bulan insanın kreatif çırpınışları mı?
Suno'ya girince cenneti dünyaya indirdim, saatlerce üretiyorum, diyen arkadaşımı düşünüyorum mesela. "Benim aradığım şarkının tam aradığım halini bir seferde bulabilme cennetim" ile kesiştikleri yerde kimi tercih edeceğim, tam orada sıkıntı patlak veriyor.
Sonra aklıma özgürlüğün sınırına dair meşhur tanımlardan biri geliyor, cennetimiz de bir başkasının cennetinin başladığı yerde mi bitiyor? Tam istediğim halini üretebildiğim/ürettirebildiğim zaman hala arayacak mıyım orijinalini, arkadaşımı, yoksa o gün ben de kendi cennetimi inşa etmiş mi olacağım?
Peki, dilediğimiz her şeyi, dilediğimiz her kişiyi, dilediğimiz form ve fonksiyonda içine sokabileceğimiz ve dilediğimiz kadar orada tutabileceğimiz o "kimsesiz" cenneti ne kadar istiyorum... Valla bilemiyorum Altan, bilemiyorum :)
"Neden bu kadar benzeri varken yine de birisi çıkıp aynı (?) eser coverını AI ile yapıp bu platformlara yüklüyor.
Yoksa imkansızlıklar dünyasında ilk kez yaratmak istediği şeyi yaratabilme gücünü bulan insanın kreatif çırpınışları mı?"
- Herkesin hikayesi farklı. Büyük kısmı hesapların izleme/dinleme almak ve pasif gelir yaratmak üzerine. Kanala yüklenen işler, kapak görselleri, metinler hep aynı prompt'tan. "Youtube AI Cover Agent" üretmiş gibi. Büyük kısmını bence bu oluşturuyor.
- Kreatif çırpınış? "Bilemiyorum Altan"ı çalayım burada kullanayım. Müzik dahil olmak üzere "yaratıcı" ürünler her yerde. Afiş tasarımından, uyarı levhalarına, masa örtüsü deseninden , çatala, kepçeye, bulaşık makinesine her yerde ararsan kreatif bir şey var. Yaratıcılığın kendisinin de bir metaya düşmesinin sonuçları. :)
Sanat ise toplumsal algıdaki yerini korumayı başararak hala kıymet biçilen bir yerde kalmayı bir şekilde başarıyor. Modern sanat örneğin, pazarlama araçları ile çeri çöpü bize eser gibi satmayı beceriyor. Ne sanat, ne değil kısmı ve değer kısmı giderek bulanıklaşıyor. İnsan zihninden çıkan her şeyin "yaratıcı" olabileceği, her şeyin bir anlatıya dönüştürüldüğü, anlamın eserde değil de eserin dışında oluşturulduğu ve hatta performansla birlikte sergilendiği/oluşturulduğu durumlar tartışmalı.
Ben ticarileşmiş her şeyde gördüğümü görüyorum bu noktada. Ortada bir eser yok. Alınıp satılan bir "ürün" var. Müzik için de farklı bir durum yok. Profesyonel dediğimiz insanların ne kadarı kendini ifade etmek için üretim yapıyorlar? Kaçı pazardaki talebe ürün yetiştirmek için?
"Hacel Obası" ilk söylenmeye başladığında ve kamuya yayıldığında bence eser idi. Sonra tüm tekrar kayıtları ile ve günümüzde AI coverları ile bir içeriğe dönüştü. Tüketilmesi gereken anlamı, özü kalmamış bir yankı...
Sadece bazı versiyonlarının sanatçının farklı bir bakış açısı ile yorumlayarak yeni bir ifade etme hali yarattığını düşünüyorum. Onun dışında kalan hemen hemen her şeyi de tekrara, kopyaya mahkum kılıyorum zihnimde.
"Kreatif Çırpınış" kendi istediği şekilde tüketmek için AI kullanmaksa karşımızda bir eser değil, bir içerik var. Tüketmelik. Bu kadar çırpınmaya gerek yok. Ortaya çıkan şey alt tarafı bir kopya. Ajanstan çıkan bir afişten, sosyal medya postundan ya da müşteri için yazılan bir bülten yazısından farklı değil.
Halbuki senin yorumların, benim şu an yazdıklarım birer içerik değil. Daha fazlası. Değeri tartışılabilir ama bir "eser" olmaya daha yakın. Diyaloglar desek kitaba koysak olur. :)
"Benim aradığım şarkının tam aradığım halini bir seferde bulabilme cennetim" cümlesi biraz korkutucu. Yıllardır bir gün gelecek dediğimiz "kişiselleştirme" deneyimini hatırlatıyor bana. Metallica'nın yeni rock/metal albümünü 125 farklı sound/genre olarak satın alabileceğiz muhtemelen. O aldığımız şey Metallica'nın albümü olacak mı? Yıllarca kendisi için özgün bir tarz oluşturmuş sanatçıların eserlerinin bağlama cover'ları sanatçının cehennemi olabilir.
Konu yine kendini ifade etmek ile müşteriyi mutlu etmek arasında kalıyor sanırım. Müşteri önemli, işimiz bu. :)
Kendi cennetini inşa etme konusu bana eski şirketimde şöför olarak çalışan bir arkadaşımızla sohbetimizi aklıma getirdi. Bir gün elimde yine kitap görünce "çok kitap okuyorsunuz Burak Bey" demişti bana. Ben de " arabada sürekli bekliyorsun toplantılar falan. Sen de okuyabilirsin. İstersen sana bir kitap getireyim" dedim. "Çok teşekkürler, benim kendi fikirlerim var, başka fikirlere ihtiyaç duymuyorum" cevabını aldım. :)
Kendi cennetimiz kendimiz hapsettiğimiz bir yer olabilir. İster miyiz? Bilmiyorum.
Sonra aklıma özgürlüğün sınırına dair meşhur tanımlardan biri geliyor, cennetimiz de bir başkasının cennetinin başladığı yerde mi bitiyor? Tam istediğim halini üretebildiğim/ürettirebildiğim zaman hala arayacak mıyım orijinalini, arkadaşımı, yoksa o gün ben de kendi cennetimi inşa etmiş mi olacağım?
Peki, dilediğimiz her şeyi, dilediğimiz her kişiyi, dilediğimiz form ve fonksiyonda içine sokabileceğimiz ve dilediğimiz kadar orada tutabileceğimiz o "kimsesiz" cenneti ne kadar istiyorum... Valla bilemiyorum Altan, bilemiyorum :)
Dumanla haberleşseydik cevabı daha hızlı ulaşırdı sana, ama bugüne kısmetmiş :)
Sanırım ilhan berk’e ait, notlarım arasında buldum geçenlerde ve tekrar kaybettim, kendisine ilk şiir kitabıyla gelen bir şair adayına “türk şiirinde ne tür bir eksiklik gördün de şiir yazmaya karar verdin?” diye sormuş.
Birisi ortaya bir şey koydu mu, ilk sorum bu oluyor benim de. Bunun üretilmesindeki saik nedir? Load çıktığında Metallica hayranlarının yaşadıklarını hatırla, sonraki albümlerde - hatta belki de her albümde, birileri için eziyet oluyor yaratım süreci.
Bizler Hâlık’a bile yaratım süreci ve yarattıkları yüzünden isyan eden mahluklarız :)
AI tam da Allah’ın cezası gibi, alın yaratın da görün yaratmak nasıl bir şeymiş dedi bize ve o oyun hamurlarıyla hem üstümüzü başımızı hem de etrafımızı b.k ettik, en azından şimdilik :)
Lakin köşede, güruhdan ötede birkaç garip çıkacak, o hamurdan öyle bir eser çıkaracak ki, onca slop’a değecek diye bir ümidim var. Tıpkı insan denen melanetin içinden eşsiz örneklerin çıkıp hayatımızı katlanılır kılması gibi, orada da gelecek eşsiz güzellikleri bekliyorum- çöp yığınlarının/gürültünün arasında kaybolmamalarını umarak.
O zamana kadar, reklam görsellerinin sağ alt köşesindeki ai logolarını shoplamaya devam :)